Bora ERDEN

bora.erden@kechisailing.com 23 Nisan 2018 Pazartesi 16:13 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ALTMARK OLAYI - 2. BÖLÜM

ALTMARK OLAYI - 2. Bölüm

     ALTMARK’IN DÖNÜŞ SEYRİ
 
      Durum, Churchill’e anlatıldığında Churchill hiç vakit kaybetmeden Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçerek şu mesajı Cossack’a gönderdi : “Norveç torpido botu, gemide Anglo-Norveç koruma ve birleşik bir refakat birliği ile ALTMARK’ı alarak Bergen’e sürmeyi üstlenmediği takdirde ALTMARK zapt edilecek, tutsakların kurtarılması sağlanacak ve müteakiben verilecek direktife kadar gemi kontrol altına alınacaktır. Eğer Norveç torpido botu harekata müdahale etmeye kalkışırsa gemi açıkta kalması için uyarılacak, yine de ateş açarsa saldırı ciddi bir hal alana kadar karşı ateş açılmayacak, ancak kendinizi savunmanız gerekirse gerekenden fazla güç kullanılmayacak ve saldırı sona erdiğinde ateş kesilecek”.
 
      Gelen emir şüpheye yer bırakmayacak derecede açıktı. Komutan Vian, Cossack’a yeniden fiyord içlerine girmesi için emir verdi. Bu sefer Norveç Torpido Botu Komutanı ile uzlaşabileceğini düşünüyordu. Yine de tahminlerinde yanılıyordu; Norveç bot komutanı da en az Albay Vian kadar aldığı emirleri sıkı sıkıya uygulamak istiyordu. Vian, Norveçli komutana Cossack’a gelmesini ve onunla birlikte ALTMARK’ın aranmasını önerdiyse de bu teklif de reddedildi; Norveçliler gemiyi zaten üst üste aramışlardı. Vian, günün ışıması ile birlikte Alman uçaklarının saldırılarına başlayacaklarına kesin gözüyle bakıyordu. Bu nedenle bu işi istenmeyen yönlere sevk etmeden sonuca ulaşmak için Norveçli Komutanla görüşmelere devam etti. Nitekim sonunda Norveçli Bot Komutanı Yüzbaşı Halvorsen Cossack’a geçmeyi ve zapt ekibinde yer alarak gözlemci olarak iştirak etmeyi kabul etti. Cossack’taki zapt ekibi zaten hazırdı; toplamda 45 kişilik bir gruptan oluşan ekip dört kısıma ayrılmıştı. Bu gruplar : Cossack II.Komutanı Binbaşı Bradwell Talboot Turner köprüüstünü kontrol alacak ve kaptanı sorgulayacaktı; Yüzbaşı Parker kumandasındaki 2 nci takım köprüüstü güvertesini, James Smith önderliğindeki 3 ncü takım kıç tarafı, astsubay Norman Atkins baş tarafı kontrol edecekti. 
 
      Tüm bunlar olurken Dau ve diğer subaylar Norveç karasularında olmanın getirdiği güvene sıkı sıkıya sığınarak geminin buz ve kara saplanan gövdesini battığı yerden nasıl çıkaracaklarını düşünüyorlardı. Dau, sabahı bekleyerek manevra yapmanın daha uygun olacağını düşünmüştü. Gece sessizliğini korurken kaptanın zihnini gemiyi buzdan çıkarmaktan ziyade liman ağzında bekleyen İngiliz gemilerinden nasıl kurtulacağı kurcalamaktaydı. Kaptan bu düşüncelerde iken gözcülerden geceyi gündüze çeviren bir ışıldak rapor edildi. Dau, oturduğu yerden fırlayarak köprüüstüne çıktı. Geniş ışık huzmesi geminin 178 metrelik çelik bedeninde dalgalanıyordu. Ne kaptan ne de adamları neler olduğunu anlayabilmişti. Görünen tek gerçek bir geminin liman girişi yapmakta olduğuydu. Dau, hemen ışıldak başındaki görevli denizciye “Geminin kendini tanıtmasını isteyin !” dedi. Gönderilen soruya cevap gelmedi. Dau mürettebatın yerlerini almasını emretti. Buarada yaklaşan geminin ışıldakları yanıp sönmeye başladı : “Çekiciye ihtiyacınız var mı ? Pilot almak için iskele taraftan şeytan çarmıhını indiriniz”. Kaptan bu anlamsız soru karşısında sinirlenmiş ve daha evvelki sorularını tekrarlamıştı. Ancak sorunun ardından gelen sessizlik “Makinalarınızı durdurunuz, aksi halde ateş açacağım” mesajı ile cevap bulunca gecenin karanlığında yanlarına sokulmakta olan geminin kimliği şüpheye yer bırakmamıştı. HMS COSSACK, zapt için ilerlemekteydi. Makinalarını durdurdu; gemi kendi ataleti ile 800 ft. daha ilerleyerek ALTMARK’ın hemen yanı başında durdu. Zapt için İngiliz gemisinin güvertesinde hazırlanan tim artık açıkça seçilebiliyordu. Dau yapabileceklerini tekrar gözden geçirirken elinde çok da fazla seçenek olmadığını biliyordu. Tek çare İngiliz gemisini mahmuzlamaktı ! Dau kararını vermişti; “Makinalar ! Tam yol tornistan ! ” ALTMARK tornistan yolla güçlü ilerleyebilirse COSSACK’ın pruvasına ağır hasar verdirebilirdi. Tüm makinalar geminin buzların arasındaki bedenini zorla çıkararak gemiye geri yol verdirmeyi başardı. Ama Dau’nun düşüncesini çabuk kavrayan COSSACK Komutanı destroyerinin manevra üstünlüğünü kullanarak mahmuzlama girişiminden kurtulmayı başardı; ALTMARK ise aldığı hızla kıçtan karaya oturdu. Artık ALTMARK için manevra şansı da kalmamıştı. Dau yapabileceği en akıllıca hal tarzını denemiş ancak başarı şansı düşük olan bu manevra beklenen fiyasko ile sonuçlanmıştı.
 
      COSSACK, ALTMARK’ın bordasına yanaşıp süratle timi güverteye geçirmeye başladı. Her şey planlandığı gibiydi. 45 kişilik ekibin 35’i başarıyla ALTMARK’a geçirildi. ALTMARK’ta direniş sezilmemişti. Tüm timler görev yerlerine dağılmaya başladılar. Silahçı Smith, timiyle kıç tarafa giderken bir anda etrafına kurşunlar yağmaya başladı. Ancak İngilizlerin hazırlıklı oldukları bu durum kısa sürede bertaraf edildi. Tüm bu olanlara sırasında Norveç karasına çıkarak düşmandan kurtulmak isteyen ALTMARK personeli kah karaya kendilerini atıyor kah kırılmış olan buz kütlesinin içine gömülüyor ve bir daha suüstüne çıkamıyorlardı. Çatışmalar ise zaman zaman tekrar ediyor ve hem karada hem de güvertede silah sesleri duyuluyordu. Köprüüstünü kontrol altına alan Binbaşı Turner, esirlerin yerlerini soruyordu. Kaptan Dau, aşağı güvertede olduğunu söyledi ve “Ancak acele etmezseniz batmakta olan bu gemide ölebilirler”. Turner, hem Dau hem de Alman esir subayını yanına alarak esirlerin olduğu güverteye inmeye başladılar. Tutsakların bulundukları depoya geldiklerinde deponun yatay kaportası o kadar sıkı bağlanmıştı ki açmak uzunca bir zaman aldı. Nihayetinde kaporta açıldığında Turner aşağıya eğilerek “Aşağıda hiç İngiliz var mı?” diye bağırdı. Bu sorunun cevabı çok şiddetli oldu. Tüm İngiliz esirler rüyalarının gerçek olduğunu sevinçle görerek hep bir ağızdan “Evet, hepimiz İngiliziz.” diye cevap verdiler. “Hadi o zaman çıkın. Donanma burada !”. Turner’ın bu sözleri gemideki 299 tutsağın hayatında asla unutmayacağı bir haykırış olarak hafızalarında kaldı.


Jossingfjord’da ALTMARK Buzların İçerisinde Tutsak
 
 
      Kurtarılan tutsaklar güvertede toplandığında Turner, Komutan Vian’a Kaptan Dau ile görüşüldüğünü ve bir saat içinde ALTMARK’ın havaya uçurulacağını ve bir an önce İngiliz tutsakların ve Alman esirlerin gemiye alınması gerektiğini rapor etti. Vian, personel transferini onaylarken hiçbir Alman’ın esir alınmamasını emretti. İngilizler, gemiye alınan her esiri sağlık kontrolünden geçiriyor ve sımsıcak bir “hoş geldin” ile selamlıyorlardı. Esir tutulan hiçbir İngilizde ne darp izi ne de hastalığa rastlanmamış, üstelik gemi üzerinde olduğu istihbar edilen 6” lik toplar da bulunamamıştı. Saatler gece yarısına gelirken Almanlar esir olacaklarını düşündükleri COSSACK’a umutsuzca bakıyorlardı. Ancak hiç kimse bir şey söylemeden COSSACK halatlarını fora ederek ALTMARK’ın yanından ayrıldı. Buarada ALTMARK’ın denizden toplanabilen 18 personeli battaniyelere sarılmış ve ilk yardımları devam ediyordu. Schmidt, tüm güverteleri gezerek yaralı ve ölüleri aradı. Toplamda gemide 4 makinacı ve 1 garson ağır yaralı bulundu. Geminin diğer taraflarında ise yine ağır yaralı bir başka personel tespit edildi. Tüm yaralılar geminin harp hastanesine alınarak durumları kontrol altına alınmaya çalışıldı. Ölü sayısı ise hiç de azımsanacak gibi değildi; toplam  7 personel hayatını kaybetmişti. Çoğu kaçmaya çalışırken zapt timinin vurdukları idi. Personel mevcudunda hala 20 kişilik bir kayıp vardı. Bunlardan 19’u Norveçlilerin evlerine sığınmış ve sonradan gemiye gelerek katılmışlardı. Ancak bir kişi hiç dönmemişti. Nitekim sonradan da hiç haber alınamayan bu personelin kaçarken İngilizler tarafından vurularak suya düştüğü veya kırılan buzların arasında kalıp hiç suüstüne çıkamadığı düşünüldü.
Kaptan Dau, sinirli ve üzgündü. Elinden gelen her şeyi yapsa da sonucu İngilizlerin lehine olmuştu. Almanlar bu baskının acılarını sarmaya uğraşırken İngilizler 299 vatandaşını Leith’e doğru götürmekteydiler. Mutlu haberin Londra’ya ulaşması çok sürmedi. Churchill, alınan bu habere kısa ve net şu mesajla karşılık verdi : “Tebrikler COSSACK”.
 
      Şehit düşen Alman personel Sogndal adlı kasabada törenle defnedildiler. Ancak bu törene de diplomatik çekişmeler ve bu olayın yarattığı infial damgasını vurdu. Oslo’daki İngiliz büyükelçisi törende İngilizlerin yaptığı bu hukuksuz müdahale çok sert bir dille eleştirildi. Alman Bakan Dr.Bauer : “Bu dostlarımız, katillerin elleriyle ölüme gitmişlerdir. ALTMARK, ülkesi ve halkı için motorin ve ikmal malzemesi taşıyan silahsız bir ticari gemiydi.” derken; törene katılan konuşmacı Norveçli subay Norveç sularının tarafsızlığını bozan bu ağır karasuyu ihlaline değinerek “Norveç’in tarafsızlığına yapılan bu ihlal tüm Norveç halkında büyük öfke yaratmıştır” sözleri ile Norveçlilerin hislerini anlatmıştı. Alman basını, İngilizlerin zalimce ve hukuka aykırı bu tavrını şiddetle eleştiriyordu. Nitekim Dau’nun çalınan dolmakalemi bile ülkeler arasında konu olacak hale gelmiş; İngilizlerin ganimet avcısı korsanları andırır hali gazetelerde ve Alman makamlarınca dile getirilmişti. Konu, Churchill tarafından incelendiğinde Kaptan Dau’ya ait olan bir saat, kronometre ve Iron Cross madalyasının bazı denizciler tarafından çalındığı belirlendi. Bu iddialar Binbaşı Turner’ca da onaylandı. Elinde hatırı sayılır kendini savunma silahı bile olmayan Almanları vuran, kaçan Alman personele arkasından ateş açan, gemide kendilerince değerli eşyaları alan İngiliz subay ve astsubayları ve yapılanların devletler hukukuna aykırılığı, Almanlara büyük bir propaganda imkanı sağlamış; İngilizlerse Almanların yalan söylediğinin ortaya çıktığını, esirlerinin Nazi kamplarında çürümelerine ne şartta olursa olsun müsaade etmeyeceklerini abartarak anlatmakta ve yapılan gemi manevraları ile denizci üstünlüklerini gösterdiklerini övünerek bahsetmekteydiler.


18 Haziran 1942 günü Alman Subayların ALTMARK Şehitlerini Anma Ziyareti
 
      ALTMARK vakası, Jossingfjord’da yaşanan ve ardından kısa süre propaganda malzemesi olarak kullanılan bir olay olmakla kalmadı. Olay Almanlar ve Norveçlilerce suçlamalar ve diplomatik tavırlarla devam etti. Öyle ki Almanlar, Norveç’i istila ettiklerinde bu fiyorda “16 Şubat 1940 günü ALTMARK burada bir İngiliz deniz korsanı tarafından alıkonulmuştur” yazılı bir tabela bile asıldı. Norveçliler diplomatik tepkileri de gecikmemiş ve kurtarılan tutsaklar İngiltere’ye ulaştığında Norveç Dışişleri Bakanı ve Norveç Birinci Deniz Lordu Amiral Diesen bir toplantı yaptılar ve konunun geçiştirilemeyeceğinde mutabık kaldılar. Bunun neticesinde İngiliz elçisi Sir Cecil Dormer, Norveç Başbakanı Mr.Nygaardsvold tarafından çağrıldı ve yapılanlar için özür dilenmesi istendi. Sir Cecil ise ALTMARK’ın karasuları içinde telsiz muhaberesi yürüttüğü ve bu sebeple tutuklanıp tutuklanmadığını sordu. Norveçliler düzenlemelerini ihlal eden bir hareketin kendilerince tespit edilmediği veya rapor edilmediğini bildirdiler. Norveç makamları düzenleme ihlalinden ziyade Norveç sularının tarafsızlıklarını tehlikeye düşürecek derecede tecavüze uğratılmasında ısrarcıydılar. İngiliz elçisi ise mevcut tek dayanak noktaları olan yayın ihlali konusunu büyütmek niyetinde idi. Halbuki Norveç Hükümetinin resmi görüşü, üzerinde savaş esirleri olsa bile ALTMARK’ın Norveç karasularından geçme hakkı vardı. Buarada doğal bir süreçte Almanya’da işliyor ve Almanlar yapılanları kendi propagandalarında mümkün olan en güçlü biçimde kullanıyorlardı. Hem İngilizleri kınıyor hem de Norveç hükümetine Alman gemisini koruyamadığı için serzenişte bulunuyorlardı.
 
      Londra’da Churchill tutsakların kurtulmasına sevinirken Dışişleri Sekreteri Lord Halifax’ın masasına gelen protesto notası soğuk duş etkisi yarattı. Norveç Hükümeti, bu nota ile bir yandan yapılan askeri müdahaleyi kınarken öte yandan Norveç karasularından alınan esirlerin Norveç’e geri iadesini istiyorlardı. Bunun üzerine Lord Halifax, İngiltere’de bulunan Norveç bakanı Colban’a İngiliz esirlerin Norveç’e geri iadesinin mümkün olmadığını bildirdi. Bu seferde ALTMARK’ın uygun şekilde incelenip incelenmediği tartışması başlamıştı.


HMS COSSACK’ın 299 İngiliz Esiri İle Birlikte İngiltere’ye Varışı
 
      İngilizler tüm tutumları ile Norveçlilerin karasuyu ihlalini ve tarafsızlığını delen hareketlerini yadsımakta ve başka başka savlarla dikkat dağıtmaya çalışmaktaydılar. Zaten Norveç Hükümetinin ne dediği ve ne yaptığı çok önemli değildi; İngilizler savaşan ülkelerin tarafsız sularda bulunan esirlerini almalarının normal bir hal tarzı olduğunu düşünüyor ve dile getiriyorlardı. Nitekim sonuç İngilizler için tatmin ediciydi; Norveç’in gasp olunan tarafsızlık haklarıyla ilgilenmiyorlardı. Esirler tespit edilmiş, esirleri taşıyan gemi saptanmış, zapt edilmiş ve hiçbir İngiliz’in burnu bile kanamadan ana karaya ulaştırılmıştı. Bu netice karşısında dönemin İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain (7) İngiliz Donanmasının icra ettiği başarılı harekatından duyduğu memnuniyeti Parlamentoda bile dile getirerek Norveçlilerin isteklerinin tam aksi istikametinde politikalarını devam ettirmişti. Buna karşın İngiliz Parlamentosunun hükümetinin yanında taraf olması Norveç Parlamentosunu da harekete geçirmiş ve bu konuda Norveç Hükümetini sonuna kadar desteklemesine ön ayak olmuştu.
 
      Yaşanan ALTMARK vakası, bu dönemde Norveç ve İngiltere arasında bir gerilim yaratsa da sonuç değişmemiş ve bu konu her iki tarafın aksi ilkeleri ile Norveç’in Almanlar tarafından işgaline kadar devam etmiştir. Deniz hukuku ve uluslar arası ilişkiler konusunda ele alınan ve örnek olarak öğrencilere dile getirilen bu konu hakkında halen daha tartışmalar devam etmekle birlikte, ne İngiltere’nin ne de Norveç’in tamamen haklı olduğunu söylemek mümkün görülmemektedir.
 
      Peki ya ALTMARK? ALTMARK, olayın ardından dümeninde meydana gelen arıza nedeniyle makine gücüyle manevra yaparak limandan ayrıldı ve ancak 28 Mart 1940 günü Kiel/Almanya’ya ulaşabildi. Gemi gerekli bakım faaliyetlerinden sonra da önemli görevlerde yer aldı. Önce 1941 Mart’ında Atlantik’te akın harekatı icra eden SCHARNHORST ve GNEISENAU’ya yardımcı gemi görevini üstlendi, bir yıl boyunca St.Nazaire limanında kaldı ve ünlü St.Nazaire baskınında hayatta kalmayı başardı. Ardından 1942 yazında yeniden elden geçirilen gemi, Uzakdoğu seferinde THOR isimli Alman kruvazörüne yardımcı gemi görevini aldı. Ancak bu görevi esnasında talihsiz bir olay hem UCKERMARK hem de yardımcı gemi görevi icra ettiği THOR’un imhasına neden oldu. Olay, 30 Kasım 1942 günü cereyan etti. O gün THOR gemisi ile yan yana Japonya’daki Yokohama limanında bulunan UCKERMARK’ın motorin tanklarında yapılan bir çalışma esnasında tanktaki gazın bir parlama sonucu ateş alması nedeniyle hem UCKERMARK hem de THOR limanda patlayarak parçalara ayrıldı. Böylece hikayesine birlikte başladığı GRAF SPEE gibi  ALTMARK’ın hayatı da bir limanda bir patlamayla son buldu.
 
 
 
Kaynaklar      :
 
1.         Under Three Flags, Geoffrey P.Jones, Corgi Books, 1975
2.         Hunt The ALTMARK, Richard Wiggan, Robert Hale London, 1982
3.         The Navy’s here ! – The ALTMARK Affair, Willi Frischauer and Robert Jackson, Victor Gollancz, 1955
4.         Graf Spee, Michael Powell, Hodder and Stoughton, 1956
 
 
7) Neville Chamberlain : 1937 – 1940 arası İngiltere Başbakanı. Polonya'nın işgalinin ardından 3 Eylül 1939'da İngiltere Almanya'ya savaş ilan etti. Ancak Avrupa'daki savaşın kötü gitmesi ve Norveç'te Almanlara karşı girişilen harekatın başarısızlığa uğraması sonucunda Chamberlain istifa etmeye zorlandı ve başbakanlığı Winston Churchill'e devretti.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 6.0715     EURO 6.8825     IMKB 92333     ALTIN 232,174