Ermeniler 1965-1985 yılları arasında yapmış oldukları terör eylemlerinin Dünyada yapmış olduğu yankının, kendi aleyhlerine dönmemesi ve kendilerince haklı gördükleri davalarını olumsuz etkilememesi için çeşitli kongreler yapmışlardır. İlk kongre her ne kadar terörist faaliyetleri teşvik etmiş olsa da, diğer iki kongre bu faaliyetleri tasfiye eden bir program dahilinde yapılmıştır. Bu kongrelerin yapıldığı yerler de, aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin paylaşıldığı Sevr ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm Dünya tarafından bağımsız bir devlet olarak tanındığı Lozan şehirlerinde olması nedeniyle, oldukça manidardır.
 
Çünkü, Fransa'nın Sevr kenti Ermenistan'a toprak verileceğinin hükme bağlandığı Sevr Anlaşması'nın imzalandığı şehirdir. Lozan ise Türkiye'nin bugünkü sınırları ile tanındığı Lozan Anlaşması'nın imzalandığı şehirdir. Ve bu anlaşma Ermeniler ve Ermenistan Cumhuriyeti tarafından hiç bir zaman tanınmamış, kabul edilmemiştir. Ermeniler bu anlaşma hiç yokmuş gibi çalışmalarına devam etmektedirler. Ve tabii ki, Türkiye aleyhine siyasi-ekonomik-askeri hedefleri olan ülkelerle birlikte.

 

İlk kongre, "Birinci Dünya Ermeni Örgütleri Kongresi" 1979 tarihinde Fransa Paris'te yapılır. Bu kongre tüm Ermenileri, tek bir fikir etrafında, bir bayrak altında toplanmaya ve Türkiye'den toprak taleplerini yenilemeye davet etti. Kongre ayrıca, Ermeni Diasporasının Ermeni birliği hareketini politize etmesini ve her türlü desteği vermesini kararlaştırmıştır.

 

İkinci kongre ise, 1983 tarihinde İsviçre Lozan'da yapılır. Bu kongrede tüm terör faaliyetlerinin sonlandırılması ve terör örgütlerinin tasfiyesi kararı alınır.

 

Üçüncü kongre de, 7-13 Temmuz 1985 tarihinde "Üçüncü Dünya Ermeni Örgütleri Kongresi" adıyla Fransa Sevre'de yapılır. Bu kongrede, hazırlanan "Ermeni Anayasası" kabul edilmiştir. Ermenileri tüm Dünyada temsil edecek tek bir birliğin oluşturulmasına karar verilmiştir. Ayrıca kongre, aşağıda yer alan şu önemli kararları da almıştır;

 

1- Kongre, Lozan Anlaşması'nda imzası bulunan devletlere, Birleşmiş Milletler'e, SSCB'ye, ABD'ye, Sovyet Ermenistan Cumhuriyeti'ne, Avrupa Konseyi'ne, Bloksuzlar Hareketi'ne başvurarak, "Ermeni halkının sömürgeciliğin kaldırılmasından yararlanmayan tek halk olduğunun bildirilmesine" karar verilmiş ve bu karar uygulanmıştır.

 

2- Kongre, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1915 (sözde Ermeni ) soykırımını kabul etmesi için zorlanmasına ve böyle bir kabul halinde, topraklarının kurtarılması yolunun açılacağına inanarak bu niyetini kullanmaya karar verdi, gerekli yerlere bildiriler dağıtıldı ve başvurular yapıldı.

 

Üçüncü Dünya Ermeni Kongresi'nde kabul edilen Ermeni Anayasası ise aşağıdaki amaçları kapsamaktaydı.

 

a- Dağınık halde bulunan Ermenileri birleştirmek ve bir yapı oluşturmak,

b- Kongreyi Dünyanın tanımasını sağlamak,

c- Türk işgali altındaki Ermeni topraklarını kurtarmak için tüm siyasi ve diplomatik yolları kullanmak,

d- Ermenilerin vatanlarına dönüşlerini örgütlemek ve bunun için hazırlıklar yapmak,

Kaynak: Dr. Cengiz Kürşad-Ermeni Terörü, İstanbul-1989, Sayfa: 46,47,48,49

 

Yukarıdaki maddeleri dikkate aldığımız zaman, günümüzde Ermeni terör hareketinin hangi noktalarda bu hedeflerine ulaşabildiklerini ve hangi noktalara henüz ulaşamadıklarını rahatlıkla görebiliriz.

 

Ermeni terörist eylemlerini, "asılsız Ermeni iddialarının kökeni ve günümüze yansımaları" bakımından özellikle ele almamız gerekir.

 

Ermeni iddiaları ve terör bağlantısına geçmeden önce, bu konuda önemli bir detayı belirtmemiz gerekir. Daha önce, Ermeni Taşnak ve Hınçak örgütlerinin NEMESIS operasyonu ile Osmanlı Devlet yöneticilerine, çeşitli tarihlerde suikast eylemlerinde bulunarak, listede yer alanların Enver Paşa hariç tamamını öldürdükleri ifade edilmişti. Lozan görüşmelerinde Türkiye'yi temsil eden İsmet İnönü için de ciddi tehdit yapılmışsa da, alınan tedbirler sonucu başarılı olamamışlardır. Ermenilerin Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra hedeflerine aldıkları ilk kişi ise, Mustafa Kemal Atatürk olmuştur.

 

Mustafa Kemal Atatürk'e İlk suikast teşebbüsü, 1925 yılının Nisan ayında düzenlenmiştir. Manok Manokyan isimli terörist, Selanik'ten İstanbul’a gelmiş ve kendisine yardım edecek iki kişi ile Ankara'da buluşmak için plan yapmıştı. Ancak, bu suikastın önceden deşifre edilmesi sonucu Manok Manokyan ve yardımcıları yakalanmış ve 5 Mayıs 1925 tarihinde idam edilmişlerdir. Diğer ikinci suikast ise 14 Eylül 1927 tarihinde, Mercan Altunyan isimli Ermeni terörist ve yardımcıları, Mustafa Kemal Atatürk’e suikast düzenlemek isterken Dolmabahçe Sarayı'nda yakalanarak, etkisiz hale getirilmişlerdir. Bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu Cumhurbaşkanı olarak hiç yurt dışı gezisi yapmamıştır.

 

Bu önemli bilgiden sonra, Ermeni terörünün günümüze olan yansımalarını ele alabiliriz.

 

Hınçak ve Taşnaksutyun komitecilerinin, ilk isyan ve terörist faaliyetlerinden itibaren, çalışmalarının yoğun bir kısmını Fransa'da planlamalarının gerçek nedeni, Ermenileri Dünya üzerinde en çok kışkırtan ülkelerden birinin, Rusya'nın yanı sıra Fransa olmasıdır. Fransa Ermeniler üzerinden, Anadolu'da bir hakimiyet kurmak ve sömürge politikası uygulamak için kirli planlar yapmış ve bunu Türkler üzerinde uygulamıştır. Fransa, ASALA terör örgütünün kuruluşundan itibaren de bu örgüte, Rusya ve Suriye'nin yanı sıra, örtülü olarak önemli desteklerde bulunmuştur.

 

Burada yine önemli bir notu da eklememiz gerekir. 1984 ASALA terör örgütünün sahneden çekilip (ki aslında çekilmemiştir, üstü örtülü devam etmektedir ), PKK terör örgütünün devreye girmesi ile beraber, Fransa bu kez PKK ayrılıkçı terör örgütüne her türlü himaye ve desteği vermeye başlamıştır. Ve yine PKK ayrılıkçı terör örgütüne de günümüzde destek olan ülkelerin başında, Rusya ve Suriye'nin geldiğini resmi ve açık bütün kanallardaki bilgilere ve tarihi gelişmelere bakarak görebiliyoruz.

 

Ermeni terör eylemlerinin bilinen en önemli örgütü ASALA'dır. Türkçesi “Ermenistan'ın Özgürlüğü İçin Gizli Ermeni Ordusu” anlamına gelen ve İngilizcesi “Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia” olan örgüt, 1975-1985 tarihleri arasında faaliyet göstermiştir. Örgüt 1915 yılında yapıldığı iddia edilen “Ermeni Soykırımını” Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kabul ettirmek ve Türkiye'nin Doğusu ile günümüzde Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını kazanan Ermenistan Cumhuriyeti'ni kapsayan birleşik ve bağımsız "Büyük Ermenistan"ı kurmak amacıyla, Dünyanın çeşitli noktalarında birçok kanlı eylemlerde bulunmuştur.

 

Aslında ASALA'nın ortaya çıkışı, Osmanlı Devlet adamlarına yönelik Ermeniler tarafından başlatılan NEMESIS operasyonunun, bir bakıma tekrar raftan indirilmesiydi. Aradaki tek fark, hedef artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun tüm vatandaşlarıydı.

 

1975 yılında Beyrut’ta kurulduğu bilinen örgüt, 10 yıl içinde toplam 21 ülkede 110 silahlı ve kanlı eylem yapmıştır ve 42 Türk diplomatı şehit etmişlerdir. ASALA kurulduğu dönemde George Habbas’ın FHKC (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, 1967’de kurulmuş Marksist nitelikli bir örgüt)’si ve FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü)’den geniş ölçüde lojistik destek ve eğitim almıştır. Lübnan’daki otorite boşluğu, ASALA’nın yaşama geçmesi bakımından önemlidir. Habbas’a bağlı Filistinli gerillaların, El-Fetih ve Suriye istihbarat denetimindeki El-Saika gerillalarıyla birlikte 1970’li yıllarda Kırım’daki Simferepol Rus Askeri Akademisi’nde eğitildikleri, teorik eğitimlerinin ise KGB ve Sovyet askeri istihbarat örgütü GRU tarafından FKÖ Moskova temsilcisi Hikmet Abu Zaid gözetiminde verildiği hatırlanıldığında, ASALA’ya kuruluş aşamasında Moskova – Şam üzerinden Habbas aracılığıyla verilen desteğin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Günümüzde, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde sınır boyunca yapmakta olduğu Barış Pınarı Harekatı'nda da, ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya'nın yanı sıra, Moskova-Şam ittifakının da, PKK-YPG terör örgütüne verdiği desteği ayrıca not düşmemiz gerekir.

 

Burada, kısaca ASALA ( veya bir bakıma Ermeni terör odakları ) ile PKK arasındaki günümüze kadar ulaşan tarihi işbirliğini kısaca belirtmemiz yerinde olacaktır.

ASALA ve PKK birlikte, Lübnan'nın Bekaa ve Zeli kamplarında siyasi ve askeri eğitim görmüşlerdir. ASALA ve PKK'yı birlikte eğiten FKÖ ( Filistin Kurtuluş Örgütü ) lideri George Habbas sayesinde, her iki örgütün ilişkisi sağlanmış ve işbirliğinin temeli atılmıştır. ASALA ile PKK arasında ilk ortak toplantı, 1979’da Lübnan’ın Sayda kentinde yapılmıştır. Nisan 1980’de Sidon/Lübnan’da bir araya gelen bu 2 örgüt, Türkiye ve Türklere karşı ortak eylem kararı aldıklarını açıklamışlardır . Bu bildirinin hemen arkasından, Uluslararası Af Örgütü, Kürt Dayanışma Komitesi, Ermeni Öğrenci Organizasyonu, Avrupa Ermeni Öğrenci Birliği, Avrupa Kürt Öğrenci Birliği, Ermeni Basın ve Haber Örgütü, İngiliz Komünist Partisi gibi Marksist örgütler ortak bir cephe oluşturarak İngiltere’de, Türkiye’de Kürtlerin azınlık olduğu ve Türk Hükümetinin onlara baskı yaptığı iddialarıyla Türkiye aleyhtarı bir kampanya başlatmışlardır .

 

1975’lerde FKÖ’nün mücadelesini, bağımsızlık yolunda örnek olarak kullanan ASALA, 1980’lerde PKK ile Ermeni-Kürt Federe Devleti üzerinde anlaşmış ve bunu ortak bir deklarasyonla açıklamıştır. Terör örgütü PKK, 21–28 Nisan 1980 tarihini Kızıl Hafta olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin soykırım günü olarak kabul etmiş ve bu karar doğrultusunda toplantılar yapmaya başlamıştır. Bölücü terörist elebaşı Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı onur üyeliğine seçilmiştir. 8 Nisan 1980’de Lübnan’ın Sayda (Sidon) kentinde, George Habbas’ın lideri olduğu FHKC ( Filistin Halk Kurtuluş Cephesi)'nin gözetimi ve koruması altında bir kez daha bir araya gelen ASALA ve PKK temsilcileri, yeni bir deklarasyonla, "Türkiye’ye karşı ortak eylem kararlarını” bir kez daha teyit ederek Dünyaya açıklamışlar ve toplantıda söz alan ASALA temsilcisi şu açıklamayı yapmıştır;

 

"Savaşçılarımız, çok yakın bir gelecekte, Kürt Savaşçılar ile yan yana geleceklerdir. Bu birliktelik, Türk rejimine karşı, en büyük silahımız olacaktır. Biz Türkiye dışında iken Türk Ermenistan’ını kurtarmamız mümkün değildir. Biz Ermenistan’ı Kürt Savaşçı kardeşlerimizle birlikte kurtaracağız. Çok yakında varlığımızı, işgal edilmiş, Ermenistan’ın ( burada ifade edilen yer, Doğu Anadolu topraklarımızdır ) en iç noktalarında göstererek kanıtlayacağız. Bu ASALA’nın atacağı gelecek adımıdır."

 

PKK ve ASALA’nın Sayda’da imzalayıp, açıkladıkları deklarasyonun en çarpıcı yanı, bu iki terör örgütü; “Türkiye’nin işgali altında olduğunu söyledikleri Doğu Anadolu’da kuracakları devletin adı, yapısı ve sınırları üzerinde mutabakata vardıklarını” açıklamalarıydı.

 

Deklarasyonda Ermeni Kürt Federe devleti üzerine anlaşılmıştır. PKK ve ASALA militanları artık Beka vadisinde askeri akademi ismi verdikleri eğitim kamplarında birlikte eğitim görüyor ve bir nevi Türkiye'ye savaş ilan ediyorlardı. 24 Eylül 1980 yılında ASALA, PKK’ya her türlü desteği vereceklerini ve 10 Kasım 1980'de Strasburg Türk Konsolosluğu'na, 11 Kasım 1980'de ise İtalya'nın başkenti Roma'da Türk Hava Yolları'na yapılan saldırıyı PKK ile birlikte yaptıklarını açıklamıştır.

 

Merkezi ABD Washington’da bulunan Ermeni Halk Hareketi örgütünün bilinen yayın organı olan Armenian Struggle (Ermeni Direnişi) dergisi, 31 Mayıs 1983’te Dünya kamuoyuna ve her yerdeki tüm Ermeni Halkına başlıklı bir bildiri yayınladı. Bu bildiride, Türkiye’nin o tarihlerde, Kuzey Irak bölgesine düzenlediği bir sınır ötesi harekat kınandıktan sonra, ASALA’nın PKK ile Türk askerlerine karşı omuz omuza çarpıştıklarını şu cümlelerle itiraf etmiştir;

 

"Türk saldırısının Kuzey Irak’ta başladığı andan şimdiye değin, aralarında üst düzey bir militanımızın da bulunduğu 22 devrimciyi yitirdik. Kuvvetlerimizin diğer bölümü Kürt devrimcilerle omuz omuza yaptıkları direnişe devam ederek, Türk kuvvetlerine kayda değer kayıplar verdirmiş ve güvenilir bölgelere çekilmişlerdir. Direnişimiz artarak sürdürülecektir. Yasasın Ermeni, Kürt ve Arap Halkları arasındaki devrimci dayanışma…"

 

1987 yılına geldiğimizde PKK ile ASALA arasında bir anlaşma yapıldı. Anlaşmanın içeriği kısaca şöyledir;

 

1- Ermeniler (ASALA örgüt militanları) Lübnan Bekaa Vadisi'nde bulunan PKK askeri kamplarında siyasi-askeri eğitim görecekler.

 

2- ASALA her yıl eğitim gören militanları için, kişi başı 5000 Amerikan doları, PKK’ya ödeme yapacaktır.

 

3- Ermeniler (ASALA örgüt militanları), PKK’nın Türkiye’de yapacağı küçük eylemlere katılma hakkına sahiptir.

 

ASALA’nın bu fiili yardımı, belirli bir dönemde bir çizgide sürekli devam etmiş, ASALA militanları, Türkiye-Suriye, Türkiye-Irak, Türkiye-Ermenistan sınırlarında, hatta Doğu Anadolu’daki PKK eylemlerinde önemli rol oynamış, hatta lider kadroda yer aldıkları için kanlı katliamlara imza atarak, Güneydoğu’da masum Kürt ailelerini acımasızca katletmiş, bu da PKK içinde tartışmalara sebep olmuştur.

 

Başta bölücü terörist elebaşı Abdullah Öcalan olmak üzere, PKK’lılar bu ilişkileri ya çok küçük ya da yok göstermek istemişlerdir. Bunun temel nedeni Kürt halkının tepkilerinden korkmalarıdır.

 

Nitekim daha 5 Aralık 1981’de Londra Imperial College’da bir kapalı salon toplantısı yapan Kürt Öğrenci Derneği (AKSA) ile Ermeni Öğrenciler Birliği (UASE)’nin toplantısında “Ermeni-Kürt Federe Devleti” tartışılırken, UASE üyesi Ermeni konuşmacı, Kürtlerin soruna gösterecekleri tepkiyi söyle özetlemiştir;

 

"Biz Van Gölü ve Ağrı Dağı içinde olmayan bir Ermenistan düşünemeyiz. Aynı şekilde Kürt kardeşlerimiz de içinde Ağrı Dağı ve Van Gölü olmayan bir Kürdistan düşünemezler. Ancak bir kez ortak amaçlar altında ve ortak mücadele için birleştiğiniz zaman bunlar fazla önemli sorunlar olmaktan çıkar. Başarıya ulaştıktan sonra her türlü gelişme mümkündür. Herhangi bir sınır çizilebilir, hatta zaferden sonra ortak bir 'Armeno-Kürdistan' dahi doğabilir. Ancak bu gibi spekülasyonları geleceğe bırakalım."

 

Yukarıdaki ifadelerin hemen hemen aynısı, bir başka anlaşmada, ayrılıkçı Ermeniler ile Kürtlerin yapmış oldukları 1924 tarihli "HOYBUN" anlaşmasındaki ikinci maddede şu şekilde geçmektedir;

 

"Her iki taraf hangi toprakların Ermenistan'a, hangilerinin Kürdistan'a ait olduğuna bakmaksızın ve sadece iki ülkenin kurtuluşunu temel amaç edinmiş olarak ortak düşmana karşı savaşmaya devam edecektir."

Kaynak: Bilal N. Şimşir- Kürtçülük-II 1924-1999, Bigi yayınları, İstanbul, 2009, Sayfa: 76

 

Bu düşünceler, yıllar sonra bölücü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın, Türk gazetecilere söylediğinin aynısıdır ve bundan da anlaşılmaktadır ki, Amerikalı Gazeteci Claire Sterling’in Sayda Konferansı’na dayanarak belirttiği Doğu Anadolu’da Ermeni, Güneydoğu Anadolu’da Kürt bölgelerinden oluşacak federe devlet düşüncesi PKK tarafından hep saklanmaktadır. Ancak hiçbir zaman inkar da edilmemektedir.

 

18 Nisan 1990 tarihinde, PKK ve ASALA yeni bir toplantı yaparak yeni bir ortak deklarasyon yayınladılar. Deklarasyon içeriği şöyleydi;

 

1- ASALA ve PKK, bu günden sonra birlikte yönetilecektir.

2- Türk askerlerine yönelik istihbaratı, Ermeniler yapacaktır.

3- Kazanılacak topraklar, Ermeni ve PKK arasında eşit bölünecektir.

4- Kamptaki eğitim, barınma, lojistik, malzeme temini ve diğer masrafların %75'ini Ermeniler karşılayacaktır.

5- Türkiye’nin Metropol şehirlerinde eylemler yapılacaktır.

 

ABD’li Prof. Dr. Michael Gunter, ABD’de yapılan bir seminerde Kürt- Ermeni dayanışması konusunda;

 

“… Aynı topraklar üzerinde hak iddia etmelerine ve Kürtlerin sözde Ermeni soykırımının gerçek faili oldukları iddialarından kaynaklanan tarihi düşmanlıklarına rağmen, PKK ile ASALA’nın Türkiye sınırları içinde terör işbirliğinde bulunması çok ilgi çekicidir”  dedikten sonra,  

 

“….o yıllarda, her nedense bunlar birçok Türk aydınının gözünden kaçmıştı” demiştir .

 

Günümüzde içeride ve dışarıda devam etmekte olan PKK terörünü, yukarıda belirtilen Ermeni terör hareketi ve onun kurumsal bir örgüt hali olan ASALA terör örgütü ile oluşturmuş olduğu işbirliği, ortak hedef  ve amaç birliği dahilinde ayrıca düşünülmesi, doğru karar ve doğru değerlendirme yapabilmek için önemlidir.
 
SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN SONU / DEVAM EDECEK
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
Son Dakika Haberleri
yukarı çık